Fakirblog, 21 Mart 2001

Roma İmparatorluğu Tarihi

Bu makalede Roma imparatorluğu tarihi,askeri yapısı,siyaset ve hukuk sistemi hakkında geniş bilgi bulunmaktadır.Roma imparatorluğu haritası ve en geniş sınırları açık bir biçimde belirtilmiştir.Roma imparatorluğunun çöküşü nasıl meydana gelmiştir ?

Roma İmparatorluğu, tarihin gördüğü bir kaç cihan devletinin en önemlilerinden biridir. Bugün de yürürlükte olan Avrupa devletler sisteminin ve Avrupa medeniyetinin kurucusu olarak kabul edilir. M.Ö. 753 yılında Latinler’in Roma şehrini kurması ile başladı. M.Ö. 510 yılına kadar 243 sene 7 Roma kralı şehir ve çevresinde hüküm sürdükten sonra, M.Ö. 27’ye kadar 483 yıl devam edecek cumhuriyet rejimi başladı.

Roma İmparatorluğu Askeri Yapı

Yunan alfabesinden alarak Latin alfabesini yapan Romalılar, Latince’yi İtalya’ya yaymıya başladılar. Yunan kültürüne devlet mefhumunu ve disiplinini sokarak, Etrüskler’in yerini aldılar ve İtalya yarımadasında yayılmaya başladılar. Roma ordusu, Makedonya piyadesi taklid edilerek kuruldu ve süvari, ikinci derecede sayıldı. Askerin en küçük disiplinsizlik ve cesaretsizliği ölümle cezalandırıldı. Esas birlik, 1000 kişilik bölüklerdi, başlarında, hemen hepsi soylu aile çocuklarından seçilen, centurion denen yüzbaşılar vardı. En büyük birlik, Legio denen 6.000 kişilik tümen’di. Devlet büyüdükçe tümenlerin sayısı arttırıldı. Orduda müttefik, yardımcı, ücretli birlikler de bulundurulur, fakat Romalılar bunlara güvenmezlerdi. Donanmaya da ehemmiyet verildi.

roma impratorluğu asker

Roma da siyaset ve hukuk sistemi

Askeri faktör dışında Roma cihan devletinin diğer bir oluşma sebebi, coğrafya pozisyonu, Akdeniz’in ortasında ve Afrika’ya doğru uzanan Apeninler yarımadasının (İtalya) orta kesimine sağlam yerleşmesidir. Kültür, sanat, ilim, fikir bakımından Latinler’den üstün olan ve her zaman üstün kalan Yunanlılar’dan, işine yarayan her şeyi aldı. Beğenmediği, devlet fikrine aykırı bulduğu hiç bir unsuru da almadı. Doğu’da mühim olan din faktörü ve ruhban sınıfı, Yunan’da olduğu gibi Roma’da da fazla ehemmiyetli değildi; bunların siyasi nüfuzu yoktu, toplum düzenine hakim değillerdi (ancak Hıristiyanlık başlayınca bu manzara kökünden değişecektir). Politikayı Senato oluştururdu, devleti Senato yönetirdi, ancak kendi içinden, senatörler arasından seçtiği kişilere yetki tanırdı. Daima 2 konsül seçerdi. Bu çifte cumhurbaşkanı sadece bir yıl için seçilir, bir yıl sonra beğenilmezlerse Senato’ca değiştirilirlerdi. Generaller, Senato’nun mutlak emrindeydiler. Senatör olabilmek için, soylu Latin olmak gerekiyordu.Ama ortaya zamanla tümen kumandanlığı (lejyonerlik) alan senatörler çıktı. Bunlar ülkeler fethedince şöhretleri büyüdü ve tümenlerine dayanarak Senato’ya nüfuz etmeye başladılar. Senato yetkilerini son defa olarak Ordu’ya karşı, Sezar’ı öldürerek korumaya çalıştı. Muvaffak olamadı. 5 asırlık cumhuriyet rejimi, önce diktatör general konsüller yetiştirerek bozuldu, sonra imparatorluk rejimi gelerek sona erdi. Senato, imparatorluk devrinde de sonuna kadar devam etti ama, artık devleti, bizzat ilah olan imparatorlar, orduya dayanarak yönetiyorlardı. Senato, yalnız yasa çıkaran bir teşrii meclis durumuna düştü.Daha Cumhuriyet devrinde Roma cihan devletinin oluşmasının diğer bir sebebi, kanun hakimiyeti, kanunlara mutlak itaattir. Roma Hukuku, bugünkü Avrupa hukukunun da esasıdır. Aslında sert denecek derecede disiplinli bir hukuk sistemidir. Şiddetli denecek bir ciddiyetle de uygulanmıştır. Yunan hukuku ise, böyle bir sistem oluşturamamış, şahsi hürriyete çok ağırlık vermiştir. Yunanlılar’da toplum olarak disiplin bulunmadığı gibi, şahsi bencillik hakimdir; Roma’daki devlet fikri, onlar için meçhuldür. İskender’in muazzam imparatorluğu, ölümünün ertesi günü parça parça olmuştur. Devlet, ordu ve hukuk üstünlüğü, Roma’yı, kültür, ilim ve sanatta kendilerinden üstün Yunan’ın hakim ve efendisi kıldı.

Roma İmparatorluğu sınırları ve haritası

Medeniyet, gerçek medeniyet, o çağda, Roma’nın, İtalya’nın doğusundan başlıyor, önce Yunan, sonra Doğu alemi geliyordu. Batı ve kuzey, Fransa, İspanya, Almanya, barbar, az nüfuslu kabilelerin oturduğu, şehirler oluşmamış, adeta vahşi ve ıssız ülkelerdi. Güneyde Afrika’nın Tunus kesiminde Sami Kartacalılar vardı. Yunanlılar’ın ve Kartacalılar’ın kaç asırlık tecrübe görmüş denizcilikleri ve donanmaları karşısında Roma, önce müşkül durumda kaldı. Kara devleti idi, orduya dayanıyordu, denizden hoşlanmıyordu; ama gemi ve donanma olmaksızın İtalya’dan çıkmak bile mümkün değildi. Düşmanlarıyla hesaplaşmak için denizci olmak zaruretini gördü ve donanma politikasını başarıyla uyguladı. Asırlık Pön Savaşları sonunda Kartaca imparatorluğunu haritadan silmesi, ona, cihan devletinin kapılarını açtı. Akdeniz’e hakim oldu. Bu denize hakkıyla Mare Internum (İç Deniz), hatta Mare Nostrum (Bizim Deniz) adını verdi.Roma Cumhuriyeti, bütün Latium’u, yani Roma bölgesini ancak M.ö. 298’de ele geçirebildi. III. asırda hızla bir gelişme devresine girdi. 289’da Adriyatik Denizi’ne çıktı, Tiren ve Adriyatik denizleri arasında Orta İtalya’ya hakim oldu. 264’te artık bütün Orta ve Güney İtalya’ya hakimdi, kuzeyde Arno ırmağına dayanmış, 130.000 km² toprak ve 3 milyon nüfusa erişmişti. Sonra Sicilya (241), Sardunya ve Korsika (237), Kuzey İtalya (222) alınarak bugünkü İtalya sınırlarına erişildi, ispanya (206), İyonya Adaları (188), Makedonya, Epir, Arnavutluk, Afrika’da Tunus (146), Portekiz (136), Bergama krallığı (Batı Anadolu) (130) fethedildi. Sırasıyla şu eyaletler kuruldu: İtalya (241), Sicilya (241), Sardunya (237), Yukarı (Güney) İspanya (206), Aşağı (Kuzey) İspanya (201), Afrika (146), Makedonya (merkezi Selanik) (146), Asya (merkezi Ephesos) (Bati Anadolu) (129). II. asrı Roma Cumhuriyeti, böylesine bir tablo ile kapattı ve bütün Akdeniz’e üstünlüğünü kabul ettirdi.

roma imparatorluğu haritası

Çok büyük mücadele, çok uzun savaşlar, Kartaca Cumhuriyeti ve Makedonya Krallığı ile yapılmış Roma, ikisini de haritadan silmişti. M.ö. I. asra, bu tablo ile girildi. Kartacalı Hannibal ve Makedonya kralı V. Philippos’tan başka Anadolu’da Roma’nın azılı düşmanı olarak Pontus kralı Büyük Mithridates’le Asya kralı Büyük Antiokhos ortaya çıktı. Antiokhos, Manisa Meydan Muharebesi’nde (M.ö. 189) kesin şekilde yenildi ve Hannibal’den 13 yıl sonra o da bertaraf edildi.Sulla, 82-79 arasında konsül seçilerek diktatör oldu. Bu suretle cumhuriyetin esaslarını bozdu ve yarım asır sonraki monarşiye gidecek yolu açtı. Pompeius, aynı yoldan gitti. 8l’de general, 79’da başkumandan, 70’de konsül oldu, Sezar’ı yanma yardımcı aldı, Büyük Mithridates’i Postus’tan attı, Selevkiler Devleti’ni (Asya imparatorluğu) yıktı, Anadolu ve Suriye, sonra Lübnan ve Filistin’i fethetti, Hindistan’a asker gönderdi. M.ö. 62’de Roma Cihan Devleti’nin hakimi olarak İtalya’ya döndü. 60 yılında Sezar ve Crassus’la Birinci Triomvira’yı kurdu. Galya’yı (Fransa) Seur’a, Doğu’yu Crassus’a verdi. İtalya ile İspanya yönetimi bizzat aldı. Bu suretle cumhuriyetin esasları iyice bozulmuş oldu. Ancak Sezar’la arası açıldı, ona yenildi ve Roma’daki 31 yıllık hakimiyeti sona ererek,  başladı (M.ö. 48).Fransa, İsviçre, Belçika, İngiltere, Doğu Cezayir ve Mısır’ın fatihi olan Sezar, Pompeius’un kini bile gölgede bırakan askeri dehası ile diktatör oldu. Kendisini imparator ilan etmeye hazırlanırken senatörler tarafından Senato kulisinde bıçaklanarak öldürüldü. Senato, cumhuriyeti kurtardığını sandıysa da, gerçekte, ancak geciktirmiş oldu. Sezar’ın küçük yeğeni ve manevi oğlu ve tek mirasçısı Octavianus Sezar’ın en yakın generali ve Octavianus’un kız kardeşi ile evli Antonius ve generallerden Lepidus, İkinci Triomvira’yı (üçlü yönetim) kurdular. Lepidus, iki kudretli adamın arasından zor sıyrıldı. Cihan Devleti, Octavianus (Batı, merkez Roma) ve Antonius (Doğu, merkez İskenderiye) arasında fiilen bölüşüldü. İkisi de sözde konsül (cumhurbaşkanı) idiler. Gerçekte diktatörle hükümdar arası bir şeydiler.Octavianus, Mısır’ın Roma’ya tabi kraliçesi Kleopatra ile evlenen Antonius’u yenip M.ö. 27’de Roma’nın tek hakimi oldu. “Augustus” adını aldı ve imparator oldu. M.S. 14’e kadar 42 yıl, imparatorluğu tek başına yönetti. M.S. 476’ya kadar devam edecek olan Batı Roma İmparatorluğu dönemi başladı.İmparatorluk yeni büyük ülkelerin fethiyle büyüdü. Ama ordu faktörü gittikçe ağır bastı. Augustus’un bir erkek çocuk bırakamaması, hanedan kuramaması, Roma’nın en büyük zaafı oldu. Hanedanlar ve hanedan bile kuramayan imparatorlar birbirini takib etti, azı rahat döşeğinde can verebildi.

 

Ünlü Roma imparatorları ve saltanat müddetleri:Augustus (M.ö. 27 – M.S. 14), Tiberius (M.S. 14 – 37 +, Nero(n) (54 – 68), Vespasianus (69 – 79), Oğlu Domintianus (81 – 96), Traianus (98 – 117), yeğeni Hadrianus (117-138), Antoninus (138 – 161), damadı Marcus Aurelius (161 – 180), Oğlu Commodus (180 – 192), Septimus Severus (193 – 211), Severus (222 – 235), Diocletianus (283 – 305), Constantinus 1 Magnus (Tr. Büyük Konstantin) (324 – 337), oğlu, Constans (337 – 350), Valentinianus (364-375), Thedosius Magnus (Büyük) (379 – 396), oğlu Honorius (395 – 423), Oğlu Valentinianus III (423 – 455). Traianus (98-117), Romanya’yı, Irak’ı devlete kattı. Hadrianus (117 – 138), Edirne şehrini kurdu ki hala adını taşıyor (Hadrianopolis’ten bozma). Septimus Severus (193 – 211), elden çıkmak üzere bulunan İngiltere’yi geri aldı, fakat İskoçya’yı alamadı. Avrupa ve Afrika’nın o çağda bilinen bütün ülkelerine hakim olan Roma, Kafkasya’ya erişmesine rağmen, asıl İran’a giremedi. İran (Partlar ve Sasaniler) ile başarısız savaşlar dönemi başladı. İranlılar’a esir düşen, onlar tarafından muharebe meydanında yenilip öldürülen imparatorlar oldu. Büyümeden dolayı idare gittikçe çetinleşti. Diocletianus (283 – 305), imparatorluğun 2 augustus (büyük imparator) ve 2 sezar (küçük  imparator) tarafından yönetilmesi sistemini koydu.Batı augustusu Roma’da, Doğu augustusu Bizans şehrinde (İstanbul) oturacak, sezar’larına da tampon bölgelerin yönetimi verilecekti. Bu sistem de iyi işlemedi.

roma imparatorluğu Sezar

 

Roma imparatorluğu dini

Diğer taraftan Hıristiyan dini, I. asırda Filistin’den başlayarak Roma ülkelerine yayıldı. Roma geleneklerini yıkmaya başladı. IV. asır başlarında Filistin, Mısır, Suriye, Anadolu çoğunlukla Hıristiyan olmuş, Yunanistan ve İtalya’da da mühim bir azınlık oluşmuştu. Hıristiyan olan imparatorluk generalleri, senatörleri, prens ve prensesleri görülmeye başladı. “Köleler dini’’ ilan edilen Hıristiyanlığa karşı sert tedbirler gittikçe gevşedi, halk arasında yayılmasına göz yumuldu, fakat yöneticilerin bu dine girmeleri hoş görülmedi. 100 milyonun çok üzerindeki imparatorluk nüfusu, Roma vatandaşları, tabi vatandaşlar ve köleler olarak üçe ayrılıyor ve haklarında üç ayrı hukuk sistemi uygulanıyordu. Roma vatandaşlığı hakkının gittikçe tabi vatandaş kitlelerine ve yatana milliyetlere teşmili dengeyi bozdu. İskoçya’dan İran’a uzanan ve bütün Akdeniz’i mutlak şekilde elinde bulunduran cihan devletinin dengesi gittikçe bozuldu. Kuzey Avrupa’nın savaşçı Ari kabileleri gittikçe bastırıyor ve Roma düzenine girmeyi kabul etmiyorlardı. IV. asır sonlarında Türkler’in(Hunlar) Avrupa’ya girmeleri ise, bütün bu barbar kabileleri yerinden oynattı. Türkler’in önünde kaçarak, batıya ve güneye doğru Roma sınırlarını zorladılar. Bu da Roma cihan devletinin sonu oldu. Artık Roma imparatorları, Latin soyluları değildi. Tamamen veya sathi şekilde Latin’leşmiş çeşitli ırklara mensub idiler. Büyük Konstantin, 313 Ocak’ında Milano Fermanı’nı yayınladı. Hıristiyanlığın serbest ve hür olduğunu, isteyen herkesin bu dine intisap edip kiliselerde açık ibadet yapabileceğini, bu hususun devletin himaye ve teminatı altında bulunduğunu ilan etti. Fakat kendisi şahsen ancak ölümünden bir kaç ay önce Hıristiyan oldu ve ilk Hıristiyan Roma imparatoru olarak tarihe geçti.

 

Roma imparatorluğu tarihi

Roma ve Milano’yu sevmeyen Büyük Konstantin, İzmit ve İznik gibi şehirlerde oturdu, oraları da cihan devletinin taht şehri olmak için yeterli bulmadı. Bizans şehrini yeni baştan kurdu ve 300.000 nüfuslu bir şehir haline getirerek adını verdi ve imparatorluğun taht şehri ilan etti. Nüfusu 1 ila 2 milyon arasında oynayan Roma şehri, büyük darbe yemiş oldu. Bundan dolayı bazı tarihlerde ilk Bizans imparatoru olarak gösterilir, yanlıştır. Ünlü İznik Konsülü’nü toplayıp Hıristiyan akidelerini tespit ettiren ve bilhassa daha önce kesin olmayan Teslis inancını (Baba-Oğul- Ruhu’l-Kudüs) dinin vazgeçilmez temeli kabul ettiren, Konstantin’dir.Parçalanmamış halde sonuncu Roma imparatoru, İstanbul’da hükümdarlık eden Büyük Theodosius’dur. 17.1.395’de öldü ve vasiyeti uyarınca devlet, kesin şekilde ve biri diğeriyle ilişkisiz olarak 2 imparatorluğa ayrıldı: büyük oğlu Arcadius, merkezi İstanbul olmak üzere Doğu (Bizans), küçük oğlu Honorius da merkezi Roma olmak üzere Batı imparatoru oldular. Balkanlar, Anadolu, Suriye, Filistin ve çevre ülkeler üzerinde, bin yıllık Bizans imparatorluğu başlamış oldu.Batı Roma imparatorluğuna İtalya, Fransa, İngiltere, İspanya ve çevre ülkeler düşüyordu. 407 yılında İngiltere kesin şekilde kaybedildi ve Roma ordusu Büyük Britanya adasını boşalttı. 409’da İberya (İspanya- Portekiz) kesin şekilde elden çıktı. 433’te Batı İmparatorluğu, İtalya, Fransa, İsviçre, Avusturya’dan ibaret kalmış, hatta 412’de Vizigotlar Galya’da (Fransa) bir krallık kurmuşlarsa da, İmparator’a tabi olmayı kabul etmişlerdi. Hun hakanı Uldız’dan (Türkiye Türkçesi’nde Yıldız) sonra torunu Attila’nın  451 Galya (Fransa) ve 452 İtalya seferleri, Batı imparatorluğunun nefesini kesti. Türkler’in önlerine kattıkları barbar Ari kavimleri, son Batı imparatoru Romulus Augustulus adlı çocuğu tahtından indirdiler, öldürmeye bile tenezzül etmeyip istediği yerde oturmasına izin verdiler. Batı imparatorluğu tarihe karıştı ki, İlk Çağ’ın sonu ve Orta Çağ’ın başıdır. 23 Ağustos 476. Tam 1229 yıl önce, 21.4.753’de Romulus adlı başka bir kişi de, Roma şehrini kurup ilk kral olmuştu. İstanbul’daki Doğu İmparatoru, tek “Roma İmparatoru” olarak kaldı. Bu imtiyazı 476’dan 800’e kadar 324 yıl, Charlemagne’ın kendini Batı İmparatoru ilanına kadar devam etti. Sonra “Batı İmparatoru” ünvanı Almanya imparatorlarına, “Doğu İmparatoru” unvanı da 1453’den 1922’ye kadar Osmanlı padişahlarına geçti.Roma şehrinin nüfusu Milad sıralarında milyonu buldu, sonra geçerek, tarihin o zamana kadarki en kalabalık şehri oldu. M.S. 400 yılında hala 1 milyon nüfus barındırıyordu. 550 yılında ise şehirde ancak 50.000 kişi kalmıştı. Şehir bir milyon nüfusa, bundan sonra ancak 1930 yılında erişebildi. Diğer taht şehri İstanbul, Büyük Konstantin’in ölümünde 300.000 nüfustan, Büyük Justinynus zamanında, VI. asırda 1 milyona çıktı ve sonra bu rakam da aşıldı. 1204’te milyon nüfus birden azaldı, 1453’te 100.000’e düşmüştü. Osmanlı döneminde yarım, sonra bir, sonra bir buçuk milyonu buldu.Avrupa medeniyeti Yunan kültürü + Roma düzeni + Hıristiyan dini şeklinde oluştu.

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz